Ana Sayfa Türkiye 8 Aralık 2019 224 Görüntüleme

Toplumsal Şiddet Ne Vakitler Artar? – Berat Şendil

Geçen yazımda  toplumumuzda artan intihar vakıaları hakkında görüşlerimi belirtmiştim. Bu yazımda  toplumumuzda artan şiddet vakıaları hakkında bir şeyler yazacağım. Tabi görüş belirtmeden önce  evvelinde önce Türkiye’deki şiddet vakıalarının sayısal oranlarını verip ona göre fikrimizi sunalım. Sunacağım oranlar kadına şiddete dair olacaktır. Çünkü Türkiye’de şiddetin  en kolay ve en açık hali Kadına uygulanan şiddettir. Toplumlar akıl ve mantıktan ayrılıp bireysel fikir yerine toplumsal vasat fikre kapılıp bir kriz içerisinde olduklarında en zayıf gördüğü kesimlere saldırırlar. Bu bazen bir azınlık , bazen kadın , yada hayvan olur. Zor ve bunalımlı günlerde toplum siyasi ve sosyal şiddetini atamadığı için güçsüzlüğünü en zayıf gördüklerine saldırarak örtmeye çalışır.

NTV’nin resmi sitesindeki 25.11.2018 tarihli haberine göre  uygulanan şiddete göre öldürülen kadın sayısı 2013 ila 2017 arasında oransal olarak %100 artmıştır. Bu oranları incelerken ülkenin 2013-17 arası geçirdiği sürece de dikkatli bakmak zorundayız. Kumpas davaları, hukuk hakkındaki şüphelerin artması toplum içinde adalet kavramını sorgulanabilir hale getirmiştir. Devletin kurumları kendi içinde kavgaya girmiş, böylece eski otoriter ve  güvenilir karizması ortadan kalkmıştı. Güvenecekleri devletin kendisini korumadığını görenler kendi hayatlarını korumak için farklı arayışlar içine girdiler. Özellikle Özgecan Arslan’ın katledilmesi sonrası ülkemizde gayet doğal biçimde bir kadın hakkı hareketi doğmuştur. Söz konusu yıllarda bombalı eylemler bir aralık hayatın normali olarak görülmeye başlanmış, 15 Temmuz 2016 tarihinde insanlar  evlerinde televizyondan hain ve karanlık bir darbe girişimi izlemişlerdi. Bunun gibi ekstrem olaylar şiddeti normalleştirmişti.

Şiddet doğası gereği alınan akademik eğitimle sönümlenecek bir şey değildir. İnsanın doğasında vardır, ancak  onun aldığı kültür terbiyesinde sönümlenebilir yada kontrol altına alınabilir. Elimizdeki kaynaktaki çalışmanın esas aldığı senelere bakınca  toplumun kültürünün yozlaştığını görüyoruz. Tabi ”Yoz” çok iddialı bir suçlamadır, ben bu belirli dönemi suçlarken şu iddiayla suçluyorum; Kültürel ve maddi manada dönüşüm içine girmiş olan Türk toplumu, güvendiği ve onu esas alarak  davranışlarını düzenlediği devletin güvenilirliğini sorgular hale gelmesinden ötürü kendisinde taşıdığı kötü özellikleri daha rahat ortaya çıkarmaya başlamıştır. Böylece kültürü yozlaşmaya yüz tutmuştur. Unutulmaması gerekir ki söz konusu toplum medeni dönüşümü yarıda ve hala kırsal ile şehrin iç içe geldiği bir arabesk kültürün hakim olduğu bir toplumdur. 

 Kısa yazmakta fayda gördüğüm için son sözü söyleme gereği duymaktayım; Toplumumuz geride bıraktığı 2010’lu yılları kargaşa  ve şiddetle hatırlayacaktır. Cumhuriyetimiz –hatta ondan daha da önce kurulduğundan beri- devletin oluşturduğu ciddi ve erişilmez imajı yok olmuştur. Böylece  ulusumuz bir kaos içine düşmüştür. Ben ümit ediyorum ki kaostan düzen doğacak, Türk toplumu yaşadığı acılardan ders çıkaracak ve daha sağlam temelleri olan bir yarın inşa edecektir. 

https://www.ntv.com.tr/kadina-siddet/verilerle-turkiyede-kadina-siddetin-anatomisi,9qKlgEbuGki0JsWdAupp-Q

Visits: 596
Hazır Site by Uzman Tescil