Ana Sayfa Türkiye 1 Aralık 2019 278 Görüntüleme

Doğu Akdeniz’deki İhtilaflı Bölüşme – Can Bayındır

Doğu Akdeniz barındırdığı  petrol ve doğalgaz rezervleri ile bölge ülkeleri ve dev enerji şirketlerinin gözünü üzerine çekmeyi başarmıştır.ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre, Doğu Akdeniz’in Levant adı verilen ve Suriye kıyılarını da içinde barındıran bölgesinde yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil civarında petrol rezervi bulunuyor.Bu rezervler bölge ülkelerinin iştahını kabartmaya yetmiştir. Ulusal çıkarlarını gözetmek amacıyla İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya Doğu Akdeniz’de aktif politika yürütüyor.Bölge ülkelerinin haricinde bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de Akdeniz’deki enerji denkleminde var olmak istiyorlar.

Türkiye’den TPAO ABD’li Exxon Mobil ve Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, Güney Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmaları yer alıyor.

Bu büyük pasta da Türkiye Fatih  sondaj gemisi ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından, son olarak Yavuz sondaj gemisi ile birlikte bende varım demiştir.

Doğu Akdeniz’ deki enerji kaynaklarının Türkiye için önemi.

Türkiye doğalgaz ihtiyacının neredeyse yüzde 98’ini başta Rusya olmak üzere, İran, Azerbaycan ve farklı ülkelerden ithal etmek yoluyla karşılamaktadır.Türkiye’nin doğal kaynaklarda dışa bağımlılığı göz önüne alındığında bu bölgede ki potansiyel rezerv kaynaklar Türkiye için  hayati önem taşımaktadır.

Gerginliği oluşturan sebeb neydi?

2000 yıllardan itibaren yapılan jeolojik araştırmalar ve yayınlar neticesinde bölgede bulunması ihtimali olan hidrokarbon yatakları gözleri bu bölgeye dikmiştir.2010 yılından itibaren dev enerji şirketlerinin bölgeye akın etmesi ve GKRY’nin ruhsat dağıtması gerginliği tırmandıran ilk adım olmuştur.Exxon Mobil’in 2018 sonunda Kıbrıs Adası’nın güney tarafında yer alan 10 numaralı parselde doğalgaz aramaya başlaması gerginliği daha da artıran bir adım oldu.

Peki Türkiye’nin bu pay yarışında izlediği politika nedir?

Türkiye Kıbrıs adasında GKRY ve KKTC’nin eşit haklara sahip olduklarını ve adanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden ortak bir biçimde  faydalanılması gerektiğini savunmakta.

Tam da kriz burada büyüyor Türkiye’nin yürüttüğü  Kıbrıs adasının zenginliklerinden ortak faydalanılması düsturu ile Rumların uluslararası hukuku çiğneyerek kendi başlarına aldıkları fevri ruhsat dağıtma kararı birbiri ile çakışmaktadır.

Türkiye diplomatik adımlar haricinde Şubat ayında düzenlenen “Mavi Vatan -2019” tatbikatı ile kendi tarihinin en büyük donanma tatbikatını gerçekleştirmiş ve diğer bölge ülkelerine gözdağı vermeyi ihmal etmemiştir.Tatbikata 100’ü aşkın  gemi iştirak etmiştir.

Türkiye her fırsatta bölgede faaliyet yürüten enerji şirketleri ile Yunanistan,ABD gibi  ülkelere GKRY’nin tek taraflı olarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgeyi tanımadığını ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarıyla çakışan bölgelerde arama ve üretim çalışmalarına izin vermeyeceğini belirtiyor.Krizi derinleştiren diğer önemli bir nokta ise Türkiye’nin GKRY’nin adanın tamamını temsil eden bir devlet olmadığını ABD,AB parlamentosu ve bölgede bulunan diğer ülkelerin Türkiye’nin tezinin tam aksini iddia etmeleri.Türk tezine göre GKRY’nin adanın tamamını temsil etmediği için münhasır ekonomik bölge oluşturma ve bu bölgelere ruhsat dağıtma hakkınına da tek başına sahip olmadığını iddia etmektedir.

Rum yönetimi bu fevri davranışları ile  Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sadece Antalya Körfezi (KKTC  kuzeyine) tarafına sıkıştırmayı hedeflemektedir.

Türkiye bölgede aktif olarak Fatih sondaj gemisiyle KKTC’nin ruhsat verdiği A,B,C,D,E,F,G olarak adlandırılan alanlarda sondaj ve arama faaliyetlerini yürütüyor. Söz konusu alanlar KKTC’nin kendi münhasır ekonomik sınırları içinde yer almaktadır.

Visits: 276

İlginizi çekebilir

Kaşif Kozinoğlu Anılıyor

Kaşif Kozinoğlu Anılıyor

Hazır Site by Uzman Tescil