Ana Sayfa Türkiye 25 Kasım 2019 62 Görüntüleme

Modern Düşünce ve Akıl = Kant! – Umut Çakır

Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.

Immanuel Kant

Saygıdeğer okur merhaba. Filozoflar serimizin 5.cisine gelmiş bulunmaktayız. Serimizin bu yazısında sizlere felsefe tarihinin en önemli isimlerinden biri olan, çalışmaları Batı felsefesinin şeklini ilelebet değiştiren Immanuel Kant’ı bilgim yettiğince tanıtmaya gayret edeceğim.

Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 yılında Doğu Prusya’nın Königsberg kentinde büyük ve mütevazi bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Döneminin popüler Protestan hareketi olan Peitizm, ailesinin yaşamında büyük bir rol oynadı. Bu hareketin fikri etkileri daha sonrasında Kant’ın çalışmalarında onu etkilemiştir.

Kant eğitim hayatına 8 yaşında Collegium Fridericianum’da başladı ve burada klasisizm eğitimi aldı. Bu okulda 1740 yılına kadar eğitimini sürdürdü. Sonrasında Königsberg Üniversitesi’nde matematik ve felsefe eğitimleri aldı. Öğrenimi devam ederken 1746 yılında babasının vefatı üzerine maddi anlamda büyük zorluklar yaşamaya başladı. Masraflarını karşılamak adına yedi yıl boyunca özel dersler verdi. Felsefe yazılarının birçoğunu da bu dönemde yayımladı.

Kant, Königsberg Üniversitesi’nde 15 yıl boyunca öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1770 yılında ise mantık ve metafizik profesörü oldu. 57 yaşında gelmiş en önemli felsefe metinlerinden biri olan Arı Usun Eleştirisi’ni yayımladı. Kant bu kitabında, insan zihninin deneyimleri nasıl iki şekilde düzenlendiğini ayrıntılarıyla ortaya koydu. Bunların biri dünyanın nasıl göründüğü, diğeri ise dünya hakkında nasıl düşünüldüğüydü.

Kant, sonraki 27 yıl boyunca ders vermeyi ve önemli metinler yazmayı sürdürdü. Dinsen metinleri öğretirken genelgeçer anlayışa uymayan yöntemler kullandığına ilişkin söylentiler çıkınca, Prusya hükümeti Kant’a baskı kurmaya başladı. 1792’de Prusya kralı, Kant’ın dinsel konularda ders vermesini ve yazılar yazmasını yasakladı. Bu yasağa 5 yıl boyunca, kral ölünceye kadar boyun eğdi. Kant, 1796 yılında emekli oldu. Sıradan bir yaşam sürdürmesine rağmen felsefeye büyük katkılar sağladı.

Kant’ın Etik Üzerine Görüşleri

Kant bir deontolog idi. Yani bir eylemin, ahlaki mi ahlakdışı mı olduğunun ardında yatan güdüye bakılarak belirlenmesi gerektiğine kuvvetle inanıyordu. Kant’a göre bir eylem üzerinde düşünme ve nedenlerini belirtme yeteneğine sahip olduğumuz için ahlaki yargı o eylemin yapılmasına yol açan nedenler üzerine kurulmalıdır. Eylemlerimizin iyi sonuçlar doğurması önemli olmasına ve her zaman o netice yönünde çaba göstermemiz gerekmesine rağmen sonuçlar akıldan etkilenmez. Bu yüzden de aklın onayladığı belirli bir eylemin sonuçlarından bütünüyle akıl sorumlu değildir.

Akıl ancak belirli bir eylemi onaylamaktan sorumlu tutulabilir. Bu nedenle, ancak güdülerin ve eylemleri ahlaki ya da ahlakdışı olarak yargılayabiliriz. Ahlak akılla belirlendiği için, bunun anlamı iyiliğin ve kötülüğün de akıldan kaynaklandığıdır.

Kant’ın iddiasına göre, kötü eylemde bulunmak, kişinin kendi aklıyla yaratılan düsturların çiğnenmesidir ya da tutarlı şekilde tümel yasalar olarak görülemeyecek düsturların yaratılmasıdır. Başka bir deyişle, kötülük akıl yasalarının çiğnenmesinin neticesidir. Bu anlayıştan yola çıkarak ahlakdışılığın aslında bir tür akıldışılık olduğu kararına varabiliriz. Çünkü akıl yasaları çiğnenmektedir. Kant’a göre, ahlakdışı hareket etmekle daha az akılcı insanlar haline geliriz. Böylece insanlığımızı zayıflatırız. Güzel yargımıza aykırı şeyler yapmaktan kendimizi alıkoymanın tek yolu, akılcı davranmaktır.

Sizlere Kant hakkında kaba bilgisel bir metin sundum. Umarım sizlere ışık tutar. Diğer yazılarımda görüşmek üzere, okumakla kalın.

Visits: 962
Etiketler:

İlginizi çekebilir

Fatih Sondaja Başlıyor!

Fatih Sondaja Başlıyor!

Hazır Site by Uzman Tescil