Ana Sayfa Türkiye 23 Kasım 2019 44 Görüntüleme

Ziya Gökalp ve Edebî Kişiliği – M. Tolga Ercedoğan

Bu yazımızın konusu merhum Ziya Gökalp hocamızın edebi kişiliği üzerine olacaktır. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Gökalp, tezli şairlerimizdendir. Sanatını fikirlerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır. Şiirlerinde duygularını anlatmaktan çok fikirlerini, düşüncelerini ve inançlarını dile getirmiştir.

Eserlerinde insanların eğitimi, toplum kurallarının yeniden düzenlenmesi gibi birçok tez yer alır.

Ziya Gökalp bilimsel eserlerinin dışında edebi eserler de meydana getirmiş, bunları hep duru bir dille, hece ölçüsü ile yazmıştır. Bütün şiirleri de yurt, ulus, özgürlük duygularıyla doludur.

Edebiyatta da Arapların şiir ölçüsü olan aruz veznini şiirimizden çıkararak yerine geleneksel Türk ölçüsü olan hece veznini koymuş, dilimizin yabancı kelimelerden ayıklanıp kendi yapısında durulaşmasını bütün yazarlara salık vermiştir.

Gökalp’in Türk edebiyatına yaptığı en büyük katkılardan birisi de yüzyıllardır ihmal edilen Türk mitolojisini eserlerinde yeniden gündeme getirmesidir. Şair, Türk mitolojisini, destansı yönü kuvvetli olan şiirlerine yansıtmıştır.

“Yeni Hayat” adlı şiir kitabında şair, din, millet, vatan, toplum, ahlak, dil, vazife, medeniyet gibi her bir kavramı bu kitabında tek tek tartışır. Bu kavramların birçoğu Yeni Türk Devleti’nin hayata geçirdiği kurallar olmuştur.

Toplum ve özgürlük adına edindiği düşüncelerini ifade etmek için şiir ve edebiyat alanlarından yararlanan Ziya Gökalp, edebi kişiliği ile öne çıkmış bir isimdir. Şiiri şuur için araç edindiğini açıkça ifade eden Ziya Gökalp, dil bilgisine büyük önem vermiş bir isimdir.

Bu yönü sayesinde batı dillerinde kullanılan sözcüklerden yeni sözcükler ortaya çıkarmayı başarmıştır. Ayrıca bu konudaki düşüncelerine yer verdiği Lisan şiiri ile Türkçe dilinin önemini vurgulamıştır.

Şiir ve kitaplarında sade bir dil kullanmayı tercih etmiş ve sanatların bulunmadığı yalın bir dil kullanmıştır.

Gökalp, edebiyat tarihimizde şairliğinin yanında aydın kimliği ile de yerini almıştır. Osmanlı’nın son dönem kimlik arayışı içerisindeki şairlerinden bir tanesidir. Türk toplumunun kendine özgü ahlâki değerleriyle, Batı’dan aldığı bazı değerleri bir senteze ulaştırır.

“Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” fikrinin iki ayağı vardır ki bunlardan Türkçülük kültürel ayağı, İslâm da ahlâki ayağıdır.

Osmanlı Devleti’nin çöküşe geçtiği bir dönemde Osmanlıcılık, İslâmcılık, ümmetçilik gibi fikir akımlarını bir kenara bırakarak Türk milletine yeni bir hedef gösterir: Türkçülük.

  • Türkçülük fikrini bir sisteme oturtan şairimizdir.
  • Türk milliyetçiliğini esaslara bağlamıştır. Sistematize etmiştir.
  • Sosyal hayatı ve kurumlarımızı Batı’ya göre düzenlenmelidir.
  • Eserlerinde halk dilini kullanmıştır.
  • Halkın dertlerini isteklerini yansıtmaya çalışmıştır.
  • “Türkçülük, Türk milletini yükseltmektir” diyerek bu ifade doğrultusunda hareket etmiştir.

Yazarın Başlıca Eserleri: Türkçülüğün Esasları, Kızıl Elma, Türkleşmek-İslamlaşmak -Muasırlaşmak, Türk Medeniyet Tarihi, Malta Mektupları.

Yazarın mutlaka okunması gereken bazı önemli sözleri şu şekildedir;

Sakın hakkım var deme. Hak yok, vazife vardır! Sen ben yokuz, biz varız.

Düşünmek ve söylemek kolay, fakat yaşamak, hele başarı ile sonuçlandırmak çok zordur.

Ülkü uğrunda gönüller delidir. Kişiler ülkü uğrunda ölmelidir.

Düşmanın ülkesi viran olacak, Türkiye büyüyüp turan olacak!

Türklük, hem mefkûrem, hem de kanımdır

Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!

Türklük haddine mi ‘Türk değil!‘ diyen

Soyca Türk olsa da ‘piçtir’, Türk değil!

Türk varken, İslamiyet, emindir bu ülkede!

Çabuk kesme Vezirim, ümidini, Tanrıdan

Biz dinin askeriyiz, Odur dini Yaradan.

Şimdi bir elçi gönder düşmanın Kayserine,

Desin: “Harbe hazırdır askerimiz, yarına !”

Lakin iyi değildir boş yere kan akıtmak,

Zavallı köylüleri, birdenbire dağıtmak

Bildirirse şartını, biz de sulhe hazırız!

Bu anda karşısına çıkar düşman elçisi

Almış onu, getirmiş, olmak için bekçisi.

En büyük amacı Türk ulusunu yükseltmek olduğu için, bütün çalışmalarını bu açıdan değerlendirmiş, Türk tarihini, Türk sanatını, Türk dilini hem katıksız bir öz benliğe ulaştırmayı, hem de bilim, sanat araştırmaları, incelemeleriyle bunu daha da yükseltip geliştirmeyi kendine görev bilmiştir.

Bunları gerçekleştirebilmek için de zamanındaki gençleri bu ulusal amaç uğrunda çalışmaya teşvik etmiştir. Kendisinin bütün eserlerinde de bu amaç, bu çaba göze çarpar. Türk tarihinin, Türk medeniyetinin bilimsel kurallarla incelenmeye başlanmasında en büyük paylardan Ziya Gökalp’ındır.

Cenab-ı Hak kendisinden razı olsun. Bizler de kendisinden razıyız…

Satırlarıma burada son verirken, köşelerinde bana yer verdiği için Antalya’nın Haberi ailesine teşekkürlerimi sunuyorum.

İmtiyaz sahibi Emre Karakaya kardeşime de canı gönülden sevgilerimi iletiyorum…

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…

Visits: 188
Hazır Site by Uzman Tescil