Ana Sayfa Türkiye 17 Kasım 2019 67 Görüntüleme

Sovyetler Birliği’nin Avrupa’ya Müdahaleleri – Berker Kocaoğlu

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan kamplaşma ortamında iki süper güç olan Birleşik Devletler ve Sovyetler Birliği, Avrupa’da bulunan birçok devletin doğrudan hükümetine elini uzatabilme gücüne sahip olmuştu. İki güç birbirlerinin etki alanlarını kabul ediyor ve birbirlerinin politikalarına karışmıyor, kendi yanına çekmek istedikleri devletlerle ilişkilerini de sağladıkları yardım paketleriyle güçlendirmeyi ve daha fazla güvenlerini kazanmayı amaçlıyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı Bloku’nda uyguladığı Truman Doktrini veya Marshall Planı gibi yardım paketleri ve ayrıca askeri birliktelik amacı olan NATO, Sovyetler’de karşılığını Cominform, ekonomik yardım amacı olan Comecon ve askeri amaç taşıyan Varşova Paktı’yla bulmuştur. Sovyetler Birliği, Varşova Paktı’ndan ayrılmak isteyen Doğu Blok’u ülkelerine askeri müdahalelerde bulunarak paktı bir arada tutmayı amaçlamıştır. 1968 yılındaki Brejnev Doktrini ile bu askeri müdahaleler gerekli görülmüş ve sistemleştirilmiştir. 

Sovyetler’in asıl müdahaleleri 2. Dünya Savaşı esnasında başlamış ve işgal ettikleri Avrupa topraklarında, kendilerine bağlı bir komünist yönetim kadrosu oluşturup onları başa geçirmeden ordularını çekmemişlerdir. Savaş esnasında Macaristan’ın Almanya ile ittifak olup kendisine saldırmasından sonra Kızıl Ordu 2 ülkeyi topraklarında durdurmuş ve 1945 yılında Budapeşte’ye girerek Macaristan’ı resmen işgal etmiştir. Sonrasında burada sosyalist hükümeti kuran SSCB 1991 yılındaki dağılışına kadar askerini bölgede azaltmış, ancak gene ülkede kalmıştır. Aynı şekilde Bulgaristan’da 1944 yılında tek gecede işgal edilmiş, komünist Vatan Cephesi kurulmuş ve sosyalist hükümetin yönetime girmesi beklenmiş, ardından hükümet kurulup sistem oturunca Sovyetler 1947’de ülkeyi terk etmiştir. Çekoslovakya ve Romanya da aynı şekilde işgal edilip sosyalistleştirilmiştir. 

 Daha ileri dönemlerde ise bu kurulan Sovyet yanlısı hükümetlerde baskı sonucu bazı yönetimsel sıkıntılar çıkmış, 1956 yılında Macar halkı mevcut sosyalist hükümete karşı ayaklanmış, 1968 yılında ise Çekosvlovakya’da Prag Baharı yaşanarak ülke, Alexander Dubček’in iktidarıyla birtakım liberal hareketler içerisinde Varşova Paktı’ndan kopma noktasına gelmiştir. Bunların hepsi Sovyetler’in, pakt ülkelerini bir arada tutma politikası içerisinde bastırılmış ve söz konusu devletlerin Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkelerinin katılımıyla birlikte kısa süreli işgalleriyle sonlanmıştır. Aynı şekilde 1953 yılında Sovyet tabanlı bir ülke olan Doğu Almanya’da da işçi haklarına yönelik uzlaşmaya gidilmediği ve işçilerin çalışma saatleri artırıldığı için proleterya sınıfı ayaklanmış ve Alman hükümeti bu giderek büyüyen ayaklanmayla başa çıkamayınca Sovyetler’in yardımını istemiştir. 

 Özetle, Sovyetler Birliği’nin birçoğunu işgalle sağladığı Doğu Blok’u ülkelerinin dağılmamaları için bu yolda politikalar izlemesi, onu dış dünyadan ve siyasetten yavaş yavaş kopararak içselleştirmiştir. Doğu Bloku’nun asıl şeklini alması Stalin döneminde gerçekleşmiş,ondan sonraki dönemlerde ise ayaklanmalar bastırılmış, Gorbaçov yönetiminde ise “Glasnost ve Perestroyka” politikalarıyla pakt ülkelerine liberalleşme hakkı verilmiş bununla beraber de büyük kopuşlar başlamış ve Varşova Paktı’nın sonunu getirmiştir. 

Visits: 127

İlginizi çekebilir

Antalya’da Bir Aile Cinneti

Antalya’da Bir Aile Cinneti

Hazır Site by Uzman Tescil