Ana Sayfa Türkiye 7 Kasım 2019 64 Görüntüleme

Cahide Sonku – Adem Sercan Kaba

İnternetin iyice yaygınlaşması ile beraber artık haber siteleri ve içerik üreticileri birbirleri yarışır hale gelmişlerdir. Eğer bir bilgi varsa, herkes onu ilk paylaşan olmak istiyor. İnternetin en büyük avantajlarından birisi olan bilgiye hızlı ve kolay ulaşım imkanı, işte bu tarz siteler yüzünden sekteye uğramaktadır. 

Yaklaşık 2 ay önce, Youtube üzerinde paylaştığımız Türk sinema Tarihi’nin yeni bölümünü hazırlarken, bir yandan da yeni içerikler üretmek gerek diye düşünüyordum. Bunun üzerine Türk Sinemasına damgasını vurmuş isimlerden bahsetmeye karar verdim. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı ve ilk kadın rejisörü olan Cahide Sonku’nun bendeki yeri ayrı olduğu için, bu projeye ilk önce onun hayatı ile başlamaya karar verdim. İlk olarak internet üzerinde yazılanlara baktım. Hemen hepsinde beliren “Bir zamanların yıldızıydı, bulaşıkçı olarak öldü” tarzında başlıkların arasında bir süre dolanmak zorunda kaldım. Çoğu birbirinin aynısı olan yazılar, kaynağı ve gerçekliği sorgulanmaya açık, bir kısmı sadece şehir efsanelerinden oluşan yazılardı. Türk sinemasının içinde barındırdığı ve seyircinin beğenisini çeken melodram ile arabesk arasındaki ince çizgi, Cahide Sonku üzerine yazılan hemen her yazıya yansımış durumda. Muhteşem bir yükseliş ve o yükselişin ardından bir çöküş…

Afife Jale’den beri yalnız ölen her sanatçıya yakıştırılan “Cenazede sadece 5 kişi vardı’’ tarzı söylemleri, Cahide Sonku konusunda fazlaca görüyoruz. Bu yazıları yazanların hiçbirisi Sonku hakkında bir tek yazı okuma zahmetine girmedikleri için, en büyüğünden en küçüğüne, İnternet Haber sitelerinde ve büyük kitlesi olan içerik üreticilerinde bu tarz ucu açık yazılara rastlıyoruz. Üstelik bu siteler bize gündelik siyasetten, savaşlardan ve ekonomiden de haberler veriyorlar.

 Cahide Sonku’nun son dönemlerini en iyi anlatan kaynak sanırım Agah Özgüç’ün “Peçete Kağıdındaki Anılar” kitabıdır. İşte bu kitapta Özgüç, Cahide Sonku’nun belgeselinin gösterildiği 7.Uluslararası Film Festivalinde, Sonku’nun eski sanatçı dostlarından birinin bir anısını anlatır. Bu anıya göre Sonku, kendisinden sonra söylenilecek ve yazılacakları hissetmiş olacak ki şunları söylemiş; “Yeşilçam’ın vefasızlığından bıktım. Bu hayatı kendim istedim, kendim seçtim. Eğer bir suçlu aranıyorsa, o benim. Vah, vah diye kimse ağıt yakmasın, kimse alınmasın, kimse Cahide’yi kendine dert etmesin…”

 Benim bu yazılarda en çok takıldığım kısım cenaze kısmıydı. Cenazesinde sadece 8 kişi vardı söylemi… Bu söylemin bana inandırıcı gelmemesi üzerine başlayan araştırma isteğim Agah Özgüç’ün yine aynı kitabında verdiği bir fotoğrafla iyice doruğa ulaştı. Bu fotoğraftan görüldüğü kadarı ile cenaze denildiği gibi 8 kişi değildi. 

Sonku’nun cenazesi, 21 Mart 1981 yılında Harbiye’deki Muhsin Ertuğrul sahnesinden kaldırılmıştı. Bunun üzerine dönemin gazetelerine ulaşarak cenaze konusunda biraz daha fikir sahibi olmayı umuyordum. Taksim’deki Atatürk Kitaplığına giderek, gazete arşivlerinden dönemin gazetelerine ulaştım. Sonku’nun cenazesinde kaç kişi olduğunu, orada kimlerin olduğunu öğrenmek niyetiyle gittiğim arşivden, çok tuhaf bir olayla ayrıldım. Önüme gelen ciltlerde, konu ile ilgili haberin olduğu kısım, daha önceden bu cildi kullanan birileri tarafından kesilmişti. Eşine az rastlanabilecek bu olay, maalesef bana denk gelmişti.

Bunun üzerine internet üzerindeki arşivlerden bakmayı denedim fakat nedense bu arşivler çok kullanışsız bir şekilde internete aktarıldığı için bir sonuca ulaşamadım. Artık iş tabiri caizse inada binmişti. Bu sefer internet üzerinden bir sahafta, o tarihe ait Hürriyet gazetesini sipariş ettim. Kargomun gelmesini beklerken gelen bir mesaj beni yine en başa atmıştı. Siparişini verdiğim gazeteyi depoda bulamadıkları için siparişi iptal etmek durumunda kalmışlardı. Mecburen gazete arşivlerinin bulunduğu bir diğer kütüphane olan Beyazıt Kütüphanesine gittim. Neyse ki burada gazetelere ulaşabildim. Ben, o güne kadar gazetelere ulaşınca bütün sorunların çözüleceğini sanıyordum, fakat gazetelere ulaşınca belirsizlik iyice artmıştı. Çünkü aynı gün çıkan iki gazete birbirinin zıttı haber yapmışlardı. Hürriyet gazetesinin haberine göre cenazeye Türk Sinemasının en önemli isimlerinden birisi olan Türkan Şoray oradaydı. Tercüman gazetesinin haberine göre ise cenazeye beyaz perdeden kimse katılmamıştı. Direkt, cenazede bulunanlara ulaşmayı denemiş olsam da ne yazık ki henüz hiç birisine ulaşamadım.

Evet, çok büyük bir kalabalık olmadığı aşikar. Ancak, denildiği gibi cenazede sadece 8 kişinin olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Birbirinin aynısı içeriği girmekten çekinmeyen haber siteleri ve içerik üreticileri bu manasız iddiaya inanmış, üzerine hiçbir araştırma yapma gereği duymamış ve sitelerinde büyük bir rahatlıkla “Cenazede sadece 8 kişi vardı” diye, yazabilmişlerdir. Cahide Sonku Türk sinemasına damgasını vuran en büyük kadın oyuncalarından birisiydi. Şaşalı hayatı, film şirketinin yanması ile yokuş aşağıya gitmişti. Zaten bir melodram havasında giden hayatını iyiden iyiye dramaya boğmaya gerek yoktur. Sonku’nun hayatı, söyledikleri, kendisine karşı yöneltilen iddialar ve onun iddialara verdiği cevaplar… Agah Özgüç’ün sorduğu gibi; 

Anılar ve çelişkiler…

İyi ama çelişkiler kimde ve neredeydi? 

Şüphesiz bunun cevabını öğrenemeyeceğiz. Ancak düzeltme imkânımız olan yanlışları, düzeltmekte fayda var. Bu yazıyı sonlandırırken, yine Özgüç’ün Peçete Kâğıdındaki Anılar kitabını sonlandırdığı gibi Sonku’nun sözleri ile bitireyim; “Büyükleri sayarım… Galiba büyük oyuncu benmişim. Ama benzerimi bulamadım…

Visits: 80

İlginizi çekebilir

Ordumuz Kararlı

Ordumuz Kararlı

Hazır Site by Uzman Tescil