Ana Sayfa Türkiye 4 Kasım 2019 272 Görüntüleme

Arthur Bey İle Tanışın! – Umut Çakır

“Okumak; kendi kafanla değil, başkasının kafasıyla düşünmeye benzer.” Arthur Schopenhauer

Merhaba sevgili okur. Düşünürler serimizin üçüncüsündeyiz. Bu yazımda sizler ile kimilerinin tabiri ile kitaplarını okuyan kadınların sinirden kitaplarını yırttığı, kimilerine göre maskülizm akımını tetikleyenlerden biri olan ve ‘’kötümser filozof’’ olarak anılan Arthur Schopenhauer’ı tanıştıracağım.

Schopenhauer, 1788 yılının Şubat 22’sinde Polonya’nın günümüz ismiyle Gdansk şehrinde doğdu. Akademik eğilimleri yüksek olan genç Schopenhauer’a tüccar babası tarafından bir öneri sunuldu. Ya üniversiteye giriş hazırlanmalı ya da ailesiyle Avrupa gezisine katılıp dönüşte de bir tüccar çırağı olmaktı bu teklif. Schopenhauer ailesi ile gezmeyi tercih etti ve bu yolculuk sırasında Avrupa’da yaşanan yoksulluğun etkilerine ilk gözden şahit oldu. Arthur Bey’in benimseyeceği kötümser görüşün temelleri de burada atılmış oldu.

Avrupa dönüşünde anlaşma gereği olarak çıraklık yapmaya başladı. On yedi yaşındayken babası hayatını kaybetti, intihar ettiği fikri baskındı. Babasının vefatından iki yıl sonra da çıraklığı bırakarak akademik kariyerine adım attı..
Schopenhauer okula devam ederken, Weimar’a taşınmış olan annesi sıklıkla entelektüel ve sosyal çevrelere katılmaya başladı. Bu ortamın kazandırdığı çevreden, oğlunun daha sonrasında renklerle ilgili kuram geliştireceği Johann Wolfgang von Goethe ve Doğu düşüncesine ilgi duymasını sağlayacak Friedrich Majer ile tanıştırdı. Zaman ilerledikçe annesi ile arası açılmaya başladı ve Schopenhauer otuz yaşına geldiğinde annesi bir daha asla kendisi ile konuşmamasını istedi.

Göttingen Üniversitesi’nde üç yarıyıl boyunca tıp öğrenimi gören Arthur Schopenhauer, bu sürenin sonunda 1809 yılında felsefe eğitimi için Berlin Üniversitesi’ne geçiş yaptı. 1813’te Napolyon’un Grande Armee’sinin saldırısı üzerine küçük bir kasaba olan Rudolstadt’a kaçtı. Burada Yeterli Neden İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine adlı kitabı yazdı. Ertesi yıl Dresden’e taşındı ve burada da Görüş ve Renkler ile İstenç ve Tarasım Olarak Dünya kitaplarını yazdı.

Ve artık Arthur Schopenhauer 1820’ye gelindiğinde Berlin Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kendisi gibi akademisyen olan Wilhelm Hegel ile büyük bir rekabete girdi. İkisinden birinin tercih edilmesi için konferans saatlerini aynı saate getiriyordu. Ancak öğrencilerin ilgisi Hegel’den yana olunca büyük bir kıskançlığa kapıldı ve akademik dünyaya karşı yabancılaşma hissetti. Çalışmaları ancak sonraki yıllarda dikkat çekmeye başladı ve Avrupa çapında üne kavuştu.

Yeterli Neden İlkesinin Dörtlü Kökü Üzerine kitabı hakkında;

Schopenhauer bu eserinde, evrenin anlaşılabilir olduğu konusunda filozoflar arasında benimsenen varsayımı ele alır ve gerçek olan şeylerin akılcı olduğu şeklindeki yeterli neden ilkesini eleştirir. O’na göre yeterli neden ilkesinin kullanılması için ardından açıklanması gereken bir şeyin düşünüle bilmesi gerekir, bu da önceki bir öznenin olması gerektiği anlamına gelir. Dolasıyla, deneyimleri olası kılan tek şey, algılayan zihindir. Schopenhaur bu nedenle,dünyanın salt bir temsil ya da tasarım olduğu sonucuna varır.

”İstenç” Felsefesi hakkında;

Schopenhauer’in, belki de en önemli çalışması bireysel güdülenme üzerineydi. Kişinin bireysel ahlakını toplumun ve aklın belirlediğini iddia eden Kant’ın ve Hegel’in iyimserliğini eleştirir. Onun yerine, bireyleri güdüleyen şeyin, doyurulması asla mümkün olmayan kendi arzuları ya da yaşama istenci olduğunu ve insanlığa bunun yol gösterdiğini iddia eder. Schopenhauer’a göre istenç, insanoğlunun çektiği tüm acıların kaynağıdır ve bu acı sürekli daha çoğunu arzulamanın sonucudur.

Schopenhauer, insan arzusunun hiçbir doğrultusunun ya da mantığının olmadığı ve beyhude olduğu sonucuna ulaşır. O’na göre dünya yalnızca korkunç bir yer olmakla kalmaz, dünyaların da en kötüsüdür ve birazcık daha kötü olabilseydi varlığı sona ererdi.

Doğa Felsefesi hakkında;

Schopenhauer Doğa Felsefesi’ne yer veren ilk filozoflardandır. Hindu ve Budist felsefesine büyük ilgi duymuştur. Kötümser bakış açısı fikri Budizm’in Dört Yüce Gerçek öğretisinden inanılmaz ölçüde etkilenmiştir ve gerçek kötümser kuramını oluştururken bunları temel olarak kullanmıştır.

Felsefe dünyasına çok sayıda kitap veren Arthur Schopenhauer, 21 Eylül 1860 tarihinde kalp yetmezliği sebebiyle Frankfurt’ta dünyaya gözlerini yumdu.

Bu yazımda fikrim, bilgim yettiğince sizlere Arthur Schopenhauer’i tanıtmaya gayret gösterdim. Bir sonraki bilgisel yazımda görüşmek üzere..

Okumakla kalın.

Visits: 423

İlginizi çekebilir

PKK Yine Bebek Katletti!

PKK Yine Bebek Katletti!

Hazır Site by Uzman Tescil