Ana Sayfa Türkiye 16 Ekim 2019 114 Görüntüleme

ABD ve Rusya’nın Barış Pınarı Hamlesi (II) – Ozan AKARSU

Bu konuda pek çok varsayım yürütmek mümkündür.

Abd’nin bu güne kadar verdiği destek yüzünden, Türklerde büyük bir Amerikan karşıtlığı oluştu. Aynı zamanda da Abd iç siyasetinde de Türkiye gibi bir müttefiki bölgede karşıya almak dahası Rusya’ya kaptırmak telafi edilmez bir şeydi. Bu iç muhalif sesi bastırmadan seçime girmek mümkün değildi. Trump bu hamleyle öncelikle bu muhalif kozu ellerinden aldı.

Pkk her türlü yardım ve desteğe rağmen, bölgede bir çözüm ortağı değildi. Hem Irak Bölgesel Kürt Yönetimi, hem de Bağdat tarafından istenmiyordu. Bu noktada Türkiye’nin Irak kuzeyinde de operasyonlar düzenleyerek ilerlediğini ve pkk üslerine konuşlanmaya başladığını söylemek gerekir. Bu açıdan Suriye pkk’sı ile Irak pkk’sını birleştirip ortak bir kürt yapısı kurmak mümkün değildi. Pkk içindeki Türkiyeli, Iraklı ve Suriyeli çatışmalarını da biliyoruz. Daha fazla Pkk ile iş tutarsa, IKBY ve Irak’ın da Suriye gibi Rusya’ya yanaşacağını biliyordu. Ülkede Abd üslenmelerine rağmen Irak yönetimi son yıllarda Rus askeri sistemlerine büyük ilgi gösteriyordu. Elinde sadece pkklıların kalması onun Ortadoğu’daki varlığını tehlikeye düşürecek ve bu güne kadar elde ettiği her şeyi bırakıp gitmek zorunda kalacaktı. Tıpkı Vietnam’da olduğu gibi…

Ama elinde şimdilik kendisiyle anlaşmaya razı bir Rusya vardı, onunla bir an evvel anlaşmalıydı. Eğer diretirse, yakın zamanda Irak ve Türkiye’nin de sıkı bir Rus müttefiki olacağını düşünüyordu. Bu onun için en kötü senaryoydu. Bu arada Türkler de operasyona başlayıp Rusya’yı huzursuz etmişken, pkk ve Suriye rejimini bir araya getirebilirse, bu işten hem sıyrılır, hem de Rusya ile Türkiye’yi yeniden karşı karşıya getirebilirdi. Bugün Türk muhalefeti Esad ile anlaşmaktan söz etse de Esad’ın masada daha avantajlı olduğunu düşünüyor ve Baba Esad döneminden bu yana Türkiye’ye terör ihraç eden bir idari yapının Türkiye ile anlaşacağına ihtimal vermiyorum. Arkasında Rusya oldukça, kazan – kazan yapmak isteyeceğini de pek ala biliyordu.

Bu tutumu Türkiye’ye karşı da kullanabilir, pkk Rusya yanında olurken, bir anda Türk kamuoyunu affedilmez bir şekilde Esad karşısına konumlandırabilir, Türk muhalefeti de iktidara karşı kullandığı Esad ile anlaş söyleminden vazgeçmek zorunda kalabilirdi. Aynı zamanda Türkiye de Ruslar ve Araplar gözünde ‘’Arap yurdunu işgal eden Türkiye’’ pozisyonuna düşecekti. Hem bu da Rusya’nın istediği bir şeydi.

Böylece Rusya ile Türkiye’nin ilişkileri uçak krizinden daha kötü bir hale gelecek, pkk diye direttiği için kendisine karşı olmaya başlamış Türkiye’nin aldığı kendileri için kriz teşkil eden S400 meselesi de neticelenirdi. Türkiye sadık bir müttefik olarak yine kazanılırsa, Rusların sevkiyatı durabilir, eldeki S400 bataryaları KKTC’de hangarlara götürülebilir, yerine Patriot bataryaları verilebilirdi. Çünkü Türkiye, ortada olan İran ve gittikçe yaklaşan Çin tehlikesine karşı mutlaka Nato’da olmalıydı.

Bununla beraber Trump büyük de bir risk alıyordu. Başkanlık yarışında bertaraf edilmek şöyle dursun, Ruslarla anlaşmak konusunda sabıkalı olduğu için vatana ihanetten yargılanabilirdi.

Bu yüzden Türkiye’nin yanında olduğu kadar da karşısında durmak zorundaydı. Üstelik ekonomik açıdan zorda olan Türkiye’ye uygulanacak bir dizi yaptırım, onu Suriye kuzeyindeki girişimlerinden vazgeçirebilirdi. Kim bilir? Belki de Irak kuzeyindeki gibi bir otonominin aynısı Suriye kuzeyinde olur, Türkiye’ye de buraya ticari faaliyette bulunma imkanı tanır, bir zamanlar IKBY gibi ticari faaliyetler vasıtası ile meşrulaştırırdı. Türkiye’nin rahatsız olduğu konulardan biri şüphesiz Pkk idi. Türkiye veya Suriye ile uzlaşma konusunda sadakatsizlik etme ihtimali olan tipleri çoktan ortadan kaldırmıştı.

II. Bölümün Sonu. Devamı Yarın…

Visits: 3

İlginizi çekebilir

Kardeşe Vefa…

Kardeşe Vefa…

Hazır Site by Uzman Tescil