Ana Sayfa Yazarlar 12.09.2019 335 Görüntüleme

İlk Yönetmen – Adem Sercan KABA

Osmanlı’da ilk yönetmenin kim olduğu konusu oldukça tartışmalı bir konudur. Bu tartışma konusunda öne çıkan iki isim vardır. Bunlardan birisi aynı zamanda Balkanlara ilk sinemayı getiren kişilerden ve en önemlilerinden olan Manaki Kardeşlerdir. Diğeri ise Ayastefanos ‘taki Rus Abidesi’ni çektiği iddia edilen Fuat Uzkınay’dır. 1913 yılında Osmanlı’dan ayrılmış olan, Balkan topraklarında yaşayan, Manaki Kardeşler, eğer dönem içerisinde değerlendirilecek olursa, ilk filmleri çektikleri dönemde Osmanlı Tebaası’na mensuplardır ve 1911 yılında çektikleri kişi Osmanlı Padişahıdır.  Bu yüzden Osmanlı’da sinemanın, ilk yönetmeni saymak ve kendilerini Türk Sinemasının öncülerinden saymak mümkündür. Çektikleri ilk film ise 1905’te çektikleri tahmin edilen “Yün Eğiren Kadınlar” filmidir. Manaki Kardeşler, dönemin pek çok önemli siyasal olayını yakından izleyip, görüntülemiştir. İlk dönemlerinde gündelik hayattan belge-filmler çekerken, 1911’de ilk önemli belgesellerine imza atmıştır. Bunlardan birisi Romanya Devlet Delegasyonu’nun ziyareti, diğeri ise V. Sultan Mehmed’in “Manastır ve Selanik” ziyaretleridir.

 Diğer öne çıkan isim ise Fuat Uzkınay’dır. Uzkınay, 1914 yılında Seden kardeşlerle birlikte Ali Efendi sinemasını açıp, ilk yerleşik sinemayı kuranlardandır. Kendisi, İstanbul Sultanisi’nde dâhili memuru olarak çalışıyordu. Sinema ile ilgilendiği dönemde Sigmung Weinberg ile tanışmış ve ondan Projeksiyon aygıtını kullanmayı öğrenmiştir. İlerleyen zamanda okulun müdürü Ebulmuhsin Kemal Bey’e film gösterileri yapmayı önermiş ve böylelikle sinema gösterileri, Uzkınay ile birlikte ilk defa okullara girdi. 1914 yılında savaş çıkması üzerine, Uzkınay yedek subay olarak silah altına girdi. Cihad-ı Ekber’in ilan edildiği gün Ayastefanos anıtının dinamitle patlatılması planlanıyordı. Bu anıt, 93 harbi olarak bilinen Rus-Osmanlı savaşının sonunda, Rusların ilerledikleri en uç noktaya, yani Yeşilköy’e, ölen Rus askerlerinin anısına dikilmişti. Osmanlı ise bu anıtın utanç kaynağı olduğunu düşünüyordu. Anıtın patlatılması sırasında filmin çekilmesi için Sacha-Messter  Gesselchaft adlı şirketle anlaşılmıştı. Ve bu şirketin teknisyenleri, Viyana’dan çekimi yapmak için İstanbul’a gelmişlerdi. Ancak ilerleyen zamanda planlananın aksine, bu filmi çekenin bir Türk olması istenmiş ve bunun üzerine Uzkınay getirilmiştir. Uzkınay, filmi yansıtmayı biliyordu fakat çekmeyi bilmiyordu. Burada şirketin teknisyenlerinden alıcıyı kullanmayı öğrenmiş ve birkaç deneme çekiminin ardından, Ayastefanos dinamitle patlatılışını filme almıştır.  Her ne kadar üzerinde tartışmalar hala devam etse de, Türk Sinemasının doğum günü olarak 14 Kasım 1914 tarihi kabul edilir. Konu ile alakalı Arda Odabaşı, Osmanlı Arşivlerinde, sinema Haberleri gazetesinin bir nüshasına ulaştı. Bu gazetede Ayastefanos filminin çekildiği ve Sirkeci’deki, Uzkınay’ın da ortaklarından olduğu Ali Efendi Sineması’nda gösterildiği yazıyor. Yine aynı gazetede filmin Uzkınay ile birlikte Mösyö Mordo tarafından çekildiği hatta bu ikilinin aynı gün Cihad-ı Ekber İlanı Mitingini de filme aldıkları anlatılıyor.  Onat Kutlar, bu filmle ilgili şunları yazmıştı; “1966’da bu filmin kopyasını, Ordu Foto Film Merke­zi’nin arşivinde günlerce aradık, bulamadık. Birkaç yıl sonra, Merkez’den filmin bulunduğu bildirildi. Gerçekten de üzerinde “Ayastefanos” yazılı bir kutu bulunmuştu. An­cak kutunun içinden bambaşka bir film çıkmıştı.  Uzun sözün kısası, şu anda ilk Türk filminin hiçbir kopyasına sahip değiliz.”

Visits: 120
Hazır Site by Uzman Tescil